|
Ruminantlarda rumen içi fizyolojik koşullar yani rumen sıvısının pH değeri, bakteriler ve protozoa gibi mikroorganizma sayılarındaki değişimler verim ve kaliteyi etkilemektedir. Kekik esansiyel yağının kullanımındaki amaç rumen fermantasyon olaylarının nitelik ve nicelik olarak değiştirilmesi ile besin maddelerinden yararlanmanın iyileştirilmesi, dolayısı ile verimliliğin artmasıdır.
Rumen mikroorganizmaları, enerji ve protein metabolizmasının bir parçası olarak besin maddelerini parçalayarak uçucu yağ asitleri ve mikrobiyel protein üretirler. Ancak bu fermantasyon işleminde, enerji (methan kaybı ile) ve protein (amonyak N kaybı ile) yetersizliği üretim performansını azaltır ve çevresel kirliliğe neden olan gazların salınımına neden olur. Kekik esansiyel yağının, temel etki mekanizması aminoasitlerden amonyak üretiminin inhibisyonu şeklinde gerçekleşir. Amonyak üretim oranında küçük bir azalma dahi beslenme açısından önemlidir.
Kekik esansiyel yağının aktif bileşenleri olan Kavrakrol ve Timol’ün yüksek antibakteriyel etkinliği sayesinde, rumen içerisindeki yüksek oranda amonyak üreten mikroorganizmaların mikrobiyal hücre duvarı ile etkileşir, hücre bütünlüğünü bozarak gram pozitif ve gram negatif bakterilerin inhibisyonuna neden olur. Sonuç olarak rumende, deaminasyon ve methanogenesis olaylarında yavaşlama amonyak N, methan ve asetat oluşumunda azalma ve propiyonat, bütrat konsantrasyonlarında ise artış gerçekleşir.
Ayrıca, kekik esansiyel yağı, sütün kalitesini belirlemede indikatör olarak kullanılan sütteki lökosit sayımı ile belirlenen SCC (Somatik Hücre Sayısı) skorununda da azalma sağlar. Sütte, somatik hücre varlığı mastitise neden olan E. coli ve S. aureus’a karşı bir yanıt olarak gelişir. Kekik yağının aktif bileşenleri E. coli ve S. aureus’a karşı oldukça etkilidir. Bu sayede sürünüzde hem subklinik ve klinik mastitis olaylarında azalma hem de ürettiğiniz sütte daha düşük SCC skoruna sahip olursunuz.
|